Osmanlı Devleti tarihinin en dikkat çekici unsurlarından biri de kuşkusuz mimari eserlerdir. Bu eserler arasında yer alan Sultanahmet Camisi, sadece mimari güzelliğiyle değil, aynı zamanda dini ve kültürel değerleriyle de öne çıkmaktadır. İşte bu önemli yapının inşası sırasında 17. yüzyılda uygulanan bir başka ilginç gelenek ise 70 metre yükseklikteki mahya uygulamasıdır. Mahya, cami minaresine asılan bir ışıklandırma elemanı olarak bilinir ve Osmanlı'nın estetik anlayışını ortaya koyar.
Mahya, kelime anlamı olarak "asılmış" demektir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde cami minarelerinde dini günlerde ve özel kutlamalarda kullanılan bir ışıklandırma düzenekidir. Mahya, genellikle ip üzerine dizilen lambalardan veya mumlardan oluşur ve özellikle Ramazan ayı gibi kutsal dönemlerde camilerde huzur ve estetik katmak amacıyla kullanılırdı. Bu gelenek, hem dini anlam taşır hem de toplumsal açıdan önemli bir ritual olarak kabul edilmiştir. Sultanahmet Camisi, mahyanın en güzel örneklerinden birine ev sahipliği yapmaktadır.
Sultanahmet Camisi'nin adı, aynı zamanda mimari bir başyapıt olan bu eserde bulunan zarif detaylarla da anılmaktadır. 1609-1616 yılları arasında inşa edilen cami, mimar Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından tasarlanmıştır. İç mekanında kullanılan mavi çiniler ve muazzam vitraylar, caminin içini ışıkla doldururken, dış cephesindeki altın varaklar ve zarif minareleri estetik bir görünüm sunar. Ancak, bu muazzam yapının bir diğer büyüleyici detayı da 70 metreye kadar uzanan mahya uygulamasıdır. Mahya, bu devasa yapının minaresine asılarak yaz aylarında ve Ramazan boyunca gece vakitlerinde kutlamalar yapılmasına olanak tanırdı. Cami minaresine asılan mahya, sadece dini bir sembol değil, aynı zamanda Osmanlı estetiğini ve mimari anlayışını da ortaya koymaktaydı.
Mahya uygulamasının ardında yatan bir diğer önemli detay ise, toplumsal bir birlik ve beraberlik hissi yaratmasıdır. Mahya, herkesin bir araya gelip ibadet edebileceği, sevinçlerini paylaşabileceği bir mekan oluşturarak, dini kutlamaların daha anlamlı hale gelmesine katkıda bulunmuştur. Aynı zamanda, mahyanın estetik görünümü, halk arasında büyük bir bu sevinci ve umudu simgelerken, camilerin çevresinde insanlar arasında bir dayanışma ve yardımlaşma ortamı yaratmıştır.
Bugün, bu geleneğin izleri, sadece Sultanahmet Camisi'nde değil, Türkiye genelindeki birçok camide de görülmektedir. Osmanlı döneminde başlayan bu gelenek, modern zamanlarda da çeşitli şekillerde sürdürüldüğünü göstermektedir. İstanbul'un tarihi silueti içerisinde yer alan Sultanahmet Camisi, her yıl binlerce turisti ağırlarken, mahya uygulaması da önemli bir turistik cazibe haline gelmiştir. Ramazan ayının coşkusuyla birlikte açılan mahyalar, ziyaretçilere ve yerel halka unutulmaz anlar yaşatmaktadır.
Sonuç olarak, Osmanlı Devleti'nin manevi ve kültürel değerlerini temsil eden mahya uygulaması, 70 metre yükseklikteki Sultanahmet Camisi'nin estetik mimarisini tamamlayan ve geçmişten günümüze ulaşan önemli bir gelenektir. Bu gelenek, hem dini bir ritüelin hem de günümüzde hala varlığını sürdüren sosyal bir olayın habercisidir. Sultanahmet Camisi'nde asılan mahya, tarih boyunca birçok insanın kalbinde yer edinen bir umut ışığı olarak, Osmanlı kültürünün derin izlerini taşımaktadır.